Şubat ayında başlatılan savaşı sona erdirmek için imzalanan ABD-İran geçici anlaşması, Binyamin Netanyahu'nun Washington'u İran konusunda kendi iradesine boyun eğdirebilecek tek kişi olduğu iddiası üzerine inşa ettiği siyasi markasını yerle bir etti.
Doğrudan Washington ve Tahran arasında müzakere edilen anlaşma, Lübnan'daki çatışmayı daha geniş bir çerçeveye dahil etti ve ateşkes anlaşmazlıklarını yönetmek için mekanizmalar oluşturdu. Üç bölgesel diplomatik kaynağa göre bu adımlar, İsrail'i giderek kilit kararların dışında bıraktı. Bir zamanlar Netanyahu'yu vazgeçilmez bir muhatap olarak gören ülke, şimdi ona Trump yönetiminin korumaya kararlı olduğu bir anlaşmanın önünde engel olarak muamele ediyor.
Eski Netanyahu danışmanı Aviv Bushinsky, "ABD-İran anlaşması Netanyahu için belirleyici bir darbe" dedi. "Sadece İran'la savaşı kaybetmekle kalmadı, aynı zamanda Trump'ı da bir dost olarak kaybetti. Artık sadece uluslararası alanda değil, Trump'la da büyük bir anlaşmazlık içinde izole durumda."
Diplomatik kopuş, İran'ın İsrail'i ateşkes taahhütlerini ihlal etmekle suçlayarak Hürmüz Boğazı'nı gemi geçişlerine kapattığını ilan etmesiyle baskıyı artırdığı bir dönemde gerçekleşti. Petrol Planlama ve Analiz Hücresi (PPAC) verilerine göre, Brent petrolü Mayıs 2026'da varil başına ortalama 107,55 ABD dolarından işlem gördü; bir yıl önce bu rakam 64,22 dolardı. Hint sepeti ham petrol fiyatı Mayıs ayında varil başına 106,23 dolara ulaşırken, Mayıs 2025'te 64,04 dolardı. ABD Merkez Komutanlığı, 20 Haziran'da 55 ticari geminin boğazdan geçiş yaptığını bildirdi, ancak abluka tehdidi piyasalarda önemli bir belirsizlik yarattı.
Netanyahu'nun mirasını İran'la yüzleşen lider olarak perçinlemesini umduğu savaş, bunun yerine gücünün temel kaynağını paramparça eden bir çatışma olarak hatırlanabilir. Nihai zafer vaat etti, ancak ne İran'ın yönetim sisteminin çöküşünü, ne Hizbullah'ın yenilgisini, ne de kuzey İsrail sakinlerinin güvenli bir şekilde geri dönüşünü sağlayabildi. En geç 27 Ekim 2026'ya kadar yapılması gereken genel seçimlerle birlikte, sürecin sonu Gazze savaşı, İran çatışması ve 7 Ekim'in ardından liderliği için bir referanduma dönüşmüş durumda.
Netanyahu'nun Stratejik İzolasyonu
Trump ve Netanyahu arasındaki anlaşmazlık, kişisel bağların ötesine geçerek hedeflerdeki artan bir ayrışmaya dayanıyor. Trump bir başka Ortadoğu savaşından uzaklaşmak isterken, Netanyahu İran ve Hizbullah üzerindeki baskının devamını İsrail'in güvenliği için hayati görüyor. Trump, İsrail'in Lübnan'daki askeri faaliyetlerini alenen eleştirdi ve Başkan Yardımcısı JD Vance, anlaşmayı eleştiren İsraillileri "dünyada kalan tek güçlü müttefiklerine saldırmamaları" konusunda uyardı.
Netanyahu yıllardır Cumhuriyetçi desteğini Demokrat yönetimlere karşı bir denge unsuru olarak kullandı ve Barack Obama'nın 2015 İran nükleer anlaşmasını Kongre kürsüsünden açıkça kınadı. Ancak analistler, Cumhuriyetçilerin Trump'ı Netanyahu için terk etmeyeceğini söylüyor. Bu güvenlik ağının kaybı, Netanyahu'yu çatışmayı sona erdirmeye kararlı bir ABD başkanı ile özellikle Lübnan'da tavizlere dirençli bir iç taban arasında sıkışmış bırakıyor.
Eski ABD yetkilisi Dennis Ross, "Bir İsrail liderinin en son bu düzeyde bir ABD yönetimiyle kamuoyu önünde sürtüşme yaşaması, 1990'larda Yitzhak Shamir dönemindeki kredi garantileri anlaşmazlığıydı" dedi. "Geri çekilme siyasi tepki riski taşırken, tırmanış Washington'la yüzleşme riski taşıyor."
Enerji Piyasaları İkili Şokla Karşı Karşıya
Hürmüz Boğazı, küresel petrol ticaretinin yaklaşık %21'ini elinde tutuyor ve İran'ın abluka tehdidi, halihazırda yüksek jeopolitik primler fiyatlayan enerji piyasaları için doğrudan bir risk oluşturuyor. Dünyanın üçüncü büyük petrol ithalatçısı olan Hindistan için sonuçlar anında hissediliyor. PPAC verilerine göre, Nisan-Mayıs 2026-27 döneminde Hindistan'ın ham petrol ithalatı 41,7 milyon metrik ton olarak gerçekleşti ve 35,5 milyar ABD doları değerindeydi; ithalat bağımlılığı %88,7 seviyesindeydi. Ülkenin söz konusu dönemdeki net petrol ve gaz ithalat faturası 32,3 milyar dolara ulaşarak geçen yılın aynı dönemindeki 21,3 milyar dolardan yükseldi.
Sıvılaştırılmış doğal gaz ithalatı da kesinti riskiyle karşı karşıya. PPAC'ın Nisan 2026 Aylık Gaz Raporu'na göre, LNG ithalatı 2.266 MMSCM olarak gerçekleşti ve bir önceki yılın aynı ayına göre %20,97 daha düşüktü. Mayıs 2026 toplam doğal gaz tüketimi 5.061 MMSCM ile Mayıs 2025'e göre %12,87 daha düşük seyretti.
Kriz ayrıca, Eylül 2023'te G20 Zirvesi sırasında imzalanan ve Hürmüz Boğazı gibi hassas noktaları by-pass ederek ticaret ve enerji akışları için alternatif bir rota sağlamak üzere tasarlanan Hindistan-Ortadoğu-Avrupa Ekonomik Koridoru'nu (IMEC) da tehdit ediyor. Basra Körfezi'ndeki kalıcı güvenlik sorunları, koridorun ele almayı amaçladığı ekonomik kırılganlığı şimdi daha da belirgin hale getiriyor.
Bölgesel Yeniden Dengeleme Devam Ediyor
Netanyahu'nun bir zamanlar İbrahim Anlaşmaları'nın tacı olarak Suudi Arabistan'la yakınlaşmayı umduğu Ortadoğu ülkeleri artık temkinli hareket ediyor; İsrail'le normalleşmeyi yavaşlatırken Tahran'la ihtiyatlı bir şekilde kanalları yeniden açıyor. Körfez kaynaklarına göre, anlaşmaların temelini oluşturan mantık, Gazze savaşı, Batı Şeria ilhakının çözülmemiş sorunu ve Netanyahu'nun İsrail'inin ortaya çıkan herhangi bir bölgesel düzende bir yükümlülükten çok bir engel olabileceği algısıyla aşındı.
Bir İranlı yetkili, Netanyahu'nun İbrahim Anlaşmaları'nı genişletme çabasının sekteye uğradığını ve birçok ülkenin şimdi İran merkezli yeni bir çerçevede yer aradığını söyledi. Yetkili, "Bu sadece İran için bir zafer değil. Netanyahu için bir başarısızlık" dedi. "İslam Cumhuriyeti sadece hayatta kalmadı — daha etkili bir bölgesel oyuncu olarak ortaya çıktı."
Güney Lübnan'daki mevcut 8.100 kişilik BM misyonunun görevi 31 Aralık'ta sona ererken, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in İsrail-Lübnan sınırında barışı koruma operasyonlarını sürdürmek için üç önerisi BM Güvenlik Konseyi'nde görüşülecek. Tüm seçenekler, BM'nin Mavi Hat boyunca askeri izlemesini sürdürmeyi, Lübnan Silahlı Kuvvetleri'nin konuşlanmasını desteklemeyi ve nominal bir ateşkese rağmen devam eden çatışmaları sona erdirmek için siyasi çabaları güçlendirmeyi amaçlıyor.
Bu makale yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve yatırım tavsiyesi niteliği taşımaz.